Nöral Terapi

noral resim

Türkiyedeki Tarihçesi

1843‘te Koller, topikal kokainin etkisinden ve tedavi edici imkânlarından söz etmiştir.

1890‘da C. L. Schleich, %0,1’lik kokain solüsyonu ile infiltrasyon anestezisi uygulayarak ilk cerrahi müdahaleyi yapmıştır.

1903'te Cathelin, ilk kaudal epidural enjeksiyonu kokain ile gerçekleştirmiştir.

1905'te Einhow, novokain'i keşfetmiştir.

1906 ‘da G. Spiers, rejyonal novakain infiltrasyonu ile yaraların daha hızlı ve düzgün iyileştiğini belirtmiştir.

1925'te R. Leriche, novakain ile ilk gangliyon stellatum blokajını denemiştir.

1925‘de Alman fizyolog Von Hering, nörovejetatif sistemin geleceğin tıbbının en önemli öğelerinden biri olacağını ifade etmiştir.

Nöralterapi 1926'lerde iki Alman hekim kardeşin, Ferdinand ve Walter HUNEKE'nindikkatlerini çeken bir olayla başlamıştır.

1926'da Ferdinand Huneke, novakainin istemeden damar dışına taştığı bir iv uygulama sonrasında hastanın kronik migreninin iyileştiğini izlemiştir. Daha sonra 1940'da bacaktaki kaşıntılı bir osteomyelit skatrisine uyguladığı prokain enjeksiyonu sonucu hastanın uzun süreli omuz ağrılarının ortadan kalktığını gözlemlemiştir.

Her iki hekim, migrenini bir türlü geçiremedikleri kızkardeşlerine romatizmal hastalıklar için önerilen bir ilaç kombinasyonunu damardan uyguladıklarında kızkardeşlerinin daha ilaç bitmeden ani olarak ağrısının geçtiğini, neşeli ve mutlu bir hale geldiğini gözlemlemişlerdir.

Bu durumu araştırdıklarında yanlışlıkla intravenöz yolla uygulanan değil, intramüsküler yolla uygulanan ilaç formunu enjektöre çektiklerini, bu formun damardan uygulanan formdan farklı olarak prokain içerdiğini fark etmişlerdir. İlaç daha emilmeden gerçekleşen iyileşmenin ise ilacın damarı çevreleyen sinir ağına etkisi ile ortaya çıktığını keşfetmişlerdir. Huneke kardeşler nöralterapinin temelini atarken, basit hata ve tesadüflerin olumlu sonuçlarını inceleyerek tıbbın yeni bir uygulama alanını geliştirmişlerdir. 3 yıllık çalışma ve deneylerini “Lokal Anesteziklerin Alışılmamış Uzak tan Etkileri” adı altında Tıp Dünyası’na sunmuşlardır.

1940 yılında Dr. F. Huneke sağ omzunda bir türlü geçmeyen ağrı ve hareket kısıtlığı olan hastasını omuz bölgesine uyguladığı prokain ile iyileştirememiştir. Ancak aynı hasta kısa süre sonra çocuklukta geçirdiği sol ayağındaki kemik iltihabı bölgesinin tekrar ağrıdığını belirterek başvurmuştur. F. Huneke bu bölgeye prokain uygulaması sırasında tam ters taraf omuz ağrısının anında geçtiğine şahit olmuştur. Bu durum “flash etki-yıldırım etkisi” olarak tanımlanmaktadır. F. Huneke bundan sonra nöralterapinin babası olarak kabul görmüş ve bozucu alan uygulaması nöral terapide yerini almıştır.

Yıllar içinde de Huneke tedavi yöntemlerinin bilimsel açıklamaları tıp dünyasında yerini almış ve Von Hering'in öngörüsü, Rickers'in etkin çalışmaları sonucu gerçekleşmiştir.

Histopatolog Dr. Rickers'in hastalıkları oluşturan dış uyaranların hücreden önce sempatik sinir sonlanmalarında frekans ve amplitüd değişikliği yaptığı teorisi Nöralterapi Akademisi’nin klinik deney ve gözlemleri ile yıllar öncesinde ortaya konmuş ancak demir perdenin yıkılması ile bilgiler genel paylaşıma açılmıştır. Rickers'in çalışmaları daha sonra Prof. Dr. Pischinger'in öncülüğünde yapılan kapsamlı çalışmalarla kanıtlanmıştır.

Viyana'da bir grup araştırmacı (Prof Dr F. Hopfer önderliğinde Prof. Harrer, Prof. Fleischacker, Prof. Kellner ve Prof. Pischinger) hastalıkların temel vejetatif sisteme ait sorunlardan kaynaklandığını ve hücre-çevresel sistem (cell environment system) etkileşimini ispatlamışlardır. Bu teori yakın zamanlarda Prof. Pischinger ve Prof. Heine tarafından geliştirilmiş ve “Temel sistem (matriks) teorisi” olarak adlandırılmıştır. Nöralterapi günümüzde başta Avrupa ülkeleri olmak üzere ağrı ile uğraşan hekimlerin ilk tedavi tercihi olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

2004 yılında üllkemizde Bilimsel Nöralterapi ve Regülasyon Derneği (BNR) kurulmuştur. Bu dernek, Uluslararası Huneke’ye Göre Nöralterapi Derneğinin (IGNH) kabul ettiği eğitimler vermekte ve Türk Hekimlerini bu konuda eğitmektedir.